Ankilozan spondilit (AS) nedir ?
AS, özellikle omurgayı ve kuyruk sokumu-leğen kemiği arasındaki eklemleri
(sakroiliak eklemler) tutan, bel hareketlerini kısıtlayan ve ağrıya sebep olan  
ilerleyici, yangılı bir romatizmal (romatizmal iltihaplı) hastalıktır. Bu eklemler
dışında başta kalça ve omuzlar olmak üzere bir çok eklemi, bağları ve bağların
yapışma yerlerini tutabilir. Çoğunlukla erkekler olmak üzere her bin kişiden 1-2’
sinde bulunur. Ankilozan sözcüğü yapışma, kaynama anlamına gelir. Spondilit
ise omurga iltihabı anlamına gelir. Hastalığın çok ileri tiplerinde omurganın
birtakım eklemlerinde ve bağlarında kemikleşme yoluyla kaynamalar meydana
gelir ki bu da omurganın hareketliliğini ileri derecede kısıtlar. Hastalık genellikle
çok ağır olmayıp kendi kendini sınırlar ve hafif-orta derecede kısıtlılıklarla uyku
haline girebilir.
Sakroiliak eklem neresidir ?
Sakroiliak eklem, kuyruk sokumu kemiğiyle (sakrum) leğen kemiğini birleştiren
eklemin adıdır (Şekil - 1). Ankilozan spondilit genellikle bu eklemin romatizmal
iltihabı şeklinde başlar.
Vücudun çatısını oluşturan omurga 24 omur ve 110 eklemden oluşur . Boyunda
7, sırtta 12, belde 5   bulunur (Şekil - 2). Daha aşağıda kuyruk sokumu, onun da
altında kuyruk ucu kemiği bulunur.
Omurganın boyun ve bel bölgeleri en hareketli kısımlarıdır. Sırt bölgesinde
omurlara her iki yandan kaburgalar birleşir.
Ankilozan Spondilit nasıl başlar ?
Hastalık genellikle gençlik ve erken gençlik dönemlerinde (20 yaş civarında)  bel
veya kalça ağrısı şeklinde başlar. Ağrının nedeni yukarıda adı geçen sakroiliak
eklemdeki romatizmal iltihabi reaksiyondur. Ağrı sıklıkla sinsidir, aniden
başlamaz; haftalar ve aylar içinde ortaya çıkar ve ilerler. Ankilozan Spondilitte
ağrı tipik olarak uzun sürelidir. 3 aydan fazla sürmesi tanının konmasında önemli
faktörlerden biridir. Hastalık bazen diz, omuz, ayak bileği veya topuklarda ağrı ve
şişlik şeklinde de başlayabilir.
Eklem şişlikleri şeklinde başladığında kolaylıkla fark edilir. Ancak belde veya
kalça ile bel arasındaki kaba et bölgesinde ortaya çıkan ağrı sıklıkla sinsidir.
Hastalar belli belirsiz bir bel ağrısı olduğunu ifade ederler. Bu hastalarda ilk
yakınma genellikle sabah yataktan kalkarken duyulan bel veya kalça
bölgesindeki ağrıdır. Bu ağrı ‘sabah tutukluğu’ olarak bilinir ve bu hastalığın
belirgin özelliklerinden biridir. Bel ve kaba ette ortaya çıkan ağrı kalçalardan
dizlere kadar inebilir.  Baldıra veya topuğa vuran ağrı nadirdir. Ağrı bazen bir
bacakta, bazen diğerinde olabilir. Yorgunluk ve iştahsızlık bu ağrıya eşlik
edebilir. Ağrılar istirahat sonrası veya hareketsiz kalındığında artar. Hastalığın
aktivitesi ile ilişkili olmak üzere bazı hastalar ağrı nedeniyle gece uykularından
uyanırlar.  Gün içerisinde hareket ettikçe azalır.
Ancak hastalığın aktif dönemlerinde hastalar gün boyunca ağrılarının devam
ettiğini, bu nedenle hareketlerde zorluk olduğunu ifade ederler. Bu ağrı özellikle
bel fıtığı gibi iltihabi olmayan diğer ağrılardan bu yönüyle ayrılır. Bel fıtığı, siyatik
veya lumbago gibi durumlarda ise ağrı sıklıkla hareketle ortaya çıkar. Bel fıtığı
olan hastalar fazla yürüyemezler. Bununla beraber Ankilozan spondilitli hastalara
sık sık yanlışlıkla bel fıtığı, siyatalji, kireçlenme tanısı konulduğu görülmektedir.
Sabah tutukluğu durumunda hastalar sabahları yataktan kalktıklarında ağrının
yanısıra sertlik veya tutukluktan yakınırlar. Sabah tutukluğu karakteristik olarak
yarım saatten fazla sürer ve bu süre içinde gövdenin veya eklemlerin hareketine
bağlı olarak azalır.



AS’de ne olur?